Cemil KILIÇ - İlahiyatçı Yazar - Muhammedî İslam'ın Tebliğcisi

AYASOFYA CAMİ OLURSA NE OLUR?

O halde soralım; tüm bu olası tehditlere ve olası yakıcı sonuçlara karşın Türkiye Cumhuriyeti’ni yöneten mevcut siyasi irade, Ayasofya’yı müze statüsünden çıkarıp camiye çevirebilir mi?

Bu içerik 08 Haziran 2020 15:47 tarihinde eklendi ve 8.765 kez okundu
AYASOFYA CAMİ OLURSA NE OLUR?

AYASOFYA’NIN YENİDEN CAMİYE ÇEVİRİLMESİNİN OLASI SONUÇLARI

Ayasofya dinler tarihinin en ilginç ve en önemli mabetleri arasında yer alıyor. Hıristiyan Doğu Roma’nın  (Bizans) önemli simgelerinden biri olan Ayasofya’nın özellikle Ortodoks Hıristiyanlar için manevi değeri çok büyük.

Öncelikle kısaca Roma İmparatorluğu hakkında birkaç bilgi sunalım…

Geçmişi Roma Krallığı’na ( M.Ö. 753 – M.Ö. 509) ve Roma Cumhuriyeti’ne ( M.Ö. 509- M.Ö. 27) dayanan Roma imparatorluğunun kuruluş tarihi M.Ö. 27’dir.

M.S. 395’te Doğu ve Batı olmak üzere ikiye bölünen imparatorluğun Batı bölümü Cermen kavimlerinin saldırısı sonucu M.S. 476’da yıkılıyor. Doğu Roma ise yoluna devam ediyor.

Doğu Roma’ya Bizans da denilmektedir. Ancak Doğu Roma kendini daima Roma İmparatorluğu olarak gördü. Doğu Roma yani Bizans ise 1453’te İstanbul’un fethiyle Osmanlılarca yıkıldı.  

Osmanlı’ya gelinceye değin Roma ve Bizans’ın Hıristiyanlık geçmişi hakkında da birkaç kelam edelim…

Roma İmparatorluğu’nun yönetim merkezi bilindiği üzere Roma idi. İsa Mesih’in çarmıha gerilip Romalılar tarafından öldürülmesi ve inanca göre dirilmesi (MS.33) sonrasında, İsa Mesih’in öğrencileri özellikle Roma İmparatorluğu’nun şehirlerinde Hıristiyanlığı yaymaya başlarlar.

Roma İmparatorluğu’nun siyasi ve kültürel yapısına uymamasından dolayı, Hıristiyanlık başlangıçta yasak bir din olarak kabul edilir. Hıristiyanlar bu yasaktan dolayı 300 yıl boyunca farklı imparatorların elinde zulme uğrarlar. Bu zulmün doruk noktası M.S. 284 – 305 tarihleri arasında İmparator olan Diocletian zamanında yaşanır.

Bugünkü İzmit bölgesinde yer alan Nicomedia adlı şehirde, yazlık sarayından Roma İmparatorluğu’nu yöneten Diocletian öldükten sonra taht kavgası başlar. Dört komutan kendi aralarında savaşa girişirler. Bu taht kavgasından Konstantin galip çıkar ve Roma İmparatorluğu’nun tahtına geçer.

Konstantin, kendisini imparator yapacak son galibiyetinin öncesinde, bir rüyada, göklerde, “XP” işaretini görür. Bu işaret Antik Yunanca’da ”Χριστ?ς” (Mesih) sözcüğünden gelmektedir. Bu, onun Hıristiyanlığa yakınlaşmasını sağlar ve Konstantin ile birlikte Hıristiyanlar yaklaşık 300 yıl süren zulümden kurtulur.

 

Konstantin daha sonra İmparatorluğun başkentini Roma yerine Byzantium ilan eder. Byzantium bugün Sultanahmet ya da Tarihi Yarımada denilen bölgedir. Bu bölgenin seçilmesi stratejik olarak önemlidir. Bir yarımada olması dolayısıyla daha güçlü bir şekilde savunulabilir ve Doğu ile Batı arasında merkezi bir konuma sahiptir.

Konstantin adı imparatorun ölümünden sonra bilindiği üzere İstanbul’un adı olur. Kent, Konstantinopolis olarak anılır. İlginç bir nokta olarak belirtelim ki Osmanlı da şehri resmi manada bu adla anar. Bastırılan paraların üzerinde bu isim yer alır. 

Görüleceği üzere İstanbul’un Hıristiyanlık tarihinde çok önemli bir yeri vardır. Bu önem daha sonra Ayasofya ile daha da perçinlenir.

 

Ayasofya’ya gelecek olursak…

Ayasofya yapılmadan önce, aynı yerde yapılmış olan iki farklı kilise vardır. Bunlardan ilki Konstantin’in oğlu olan Konstantius tarafından 360 yılında yapılmış olan kilisedir. Bu kiliseye Megale Eklesia, yani, Büyük Kilise adı verilir. Bu kilise imparator Arkadius zamanında, M.S. 404 yılında çıkan isyanlar sırasında yanar. Arkadios’tan sonra tahta çıkan 2. Teodosius, yıkılan bu kilisenin yerine yeni bir kilise yaptırır. Bu ikinci kilise M.S. 532’ye kadar ayakta kalır.

M.S. 532 yılında İmparator Justinianus zamanında şehir halkı, huzursuzluk dolayısıyla büyük bir isyana başlar. Tarihe Nika Ayaklanması olarak geçen bu ayaklanma, neredeyse tüm şehrin büyük hasar görmesine neden olur. Justinianus bu isyanı bastırır, ancak şehri yeniden kurması gerektiğini anlar. Bu, Justinianus için bir fırsattır ve şehri yeniden inşa etmek için hazırlıklara başlar. Konstantin nasıl Yeni Roma’yı kurmak istediyse, Justinianus’un da buna benzer bir amacı vardır. Ancak bu sefer Yeni Roma yerine Yeni Yeruşalim’i, yani Yeni Kudüs’ü kurmayı amaçlar.

Bilindiği gibi Yeruşalim, yani Kudüs, bütün ilahi dinler için çok önemli ve kutsal bir şehirdir. Bunun en önemli nedeni de orada önce Hazreti Süleyman tarafından yapılmış olan ve M.Ö. 6. Yüzyılda yıkıldıktan sonra tekrar inşa edilen Kudüs Tapınağı’dır. Bu tapınak Hıristiyan inancına göre Tanrı’nın halkıyla buluştuğu yerdi. Dolayısıyla en kutsal yer olarak kabul ediliyordu. İşte Justinianus da Yeni Yeruşalim’i inşa ederken, bir yandan Yeni Tapınağı inşa etmek istiyordu. Dolayısıyla Ayasofya mimarisine bakarken, Kudüs’teki Süleyman Tapınağı mimarisi görülebilir.

Justinianus dönemin en önemli iki mimarını huzuruna çağırır ve planından bahseder. Bu mimarlar Trallesli Antemius ve Miletli İsidoros’tur. Antemius ve İsidorus plana bakarak bu binanın yapılmasının imkansız olduğu konusundaki görüşlerini belirtirler; ancak Justinianus kararlıdır. Bu kilisenin yapılması gerekmektedir. İnşaat 23 Şubat 532 tarihinde başlar ve kilise 27 Aralık 537 tarihinde ibadete açılır.

Ayasofya inşa edildiğinde, piramitler dışında dünya üzerindeki en büyük binaydı ve yaklaşık 1000 yıl boyunca böyle kaldı. Kubbesi 1000 yıl boyunca en geniş ve yüksek kubbe olarak kabul edildi.

İstanbul Sultan Fatih tarafından fethedilince ilki Zeyrek Camii olmak üzere kentteki 20’den fazla kilise camiye çevrildi. Bunların en ünlüsü bilindiği üzere Ayasofya’dır. İlginçtir ki kilisenin adı değişmedi. Tanrısal Bilgelik anlamına gelen bu Yunanca sözcük caminin adı olmaya devam etti. Malumunuz Bizans’ta egemen ve resmi dil Yunanca idi.

Ayasofya’ya minare yapıldı. Daha sonraki padişahlar döneminde minarelerin sayısı arttı. İçi de camiye uygun hale gelecek biçimde yeniden düzenlendi. Mihrab, minber ve müezzin mahfili yapıldı. Allah, Muhammed, Ebu Bekir, Ömer, Osman, Ali, Hasan ve Hüseyin yazıları asıldı.

916 yıl boyunca kilise, 482 yıl boyunca cami olarak mevcudiyetini sürdüren Ayasofya, 1 Şubat 1935’te müze yapıldı. Böylece büyük Atatürk’ün; “Yurtta barış dünyada barış” ilkesinin bir gereği olarak çok önemli bir adım atılmış oldu. Bizce de ne cami ne kilise, en doğrusu müze statüsüdür. Zira Ayasofya bir dünya mirasıdır. Bu tarihi yapı, aynı zamanda Hıristiyan ve İslam dünyasının barışının bir simgesi kabul edilmelidir.

 

Bütün bu anlattıklarımızdan ortaya çıkan sonuç şu ki, İstanbul ve Ayasofya başta Ortodokslar olmak üzere aslında bütün Hıristiyan dünyası için tahmin edilenden bile daha ileri düzeyde bir öneme sahip.  Ayrıca yukarıda da ifade ettiğimiz üzere Ayasofya’nın Kudüs’le ve Mescid-i Aksa ile ilgisi çoklarınca bilinmese de bunun anımsanması ve öğrenilmesi bir kısım telafisi olanaksız sorunların doğmasını önlemek açısından yaşamsal önem taşıyor.

Gerçek şu ki, Ayasofya’yı yeniden camiye çevirerek yüzyıllardır İstanbul’un ve Ayasofya’nın kaybının verdiği derin travmayı Hıristiyan dünyası için yeniden alevlendirmek barışa hizmet eden bir tutum değildir. Siyasi ihtiraslar uğruna Türkiye ve İslam dünyası bir kaosa sürüklenmemelidir. Bu olası kaos son derece yakıcı sonuçlar doğurabilecek bir potansiyel taşımaktadır.

Peki, neler olabilir?

Türkiye başta Ortodoks Hıristiyanlar (Rusya, Yunanistan, Sırbistan,  Bulgaristan vd.) ve bütün Hıristiyan dünyası hatta Birleşmiş Milletler (BM) tarafından çok şiddetli şekilde kınanır. Türkiye’ye nota bile verilebilir. Siyasi, kültürel ve ekonomik anlamda yaptırımlar peş peşe gelir.  Türkiye ekonomisi alt üst olur.

Filistin – İsrail sorununda yepyeni bir evre başlar ve bu evre eskisinden de daha ileri düzeyde Filistin ve Müslümanlar aleyhine bir sürecin başlaması demektir. İsrail bütün Filistin topraklarını ilhak eder. Başta ABD olmak üzere Batı dünyası ilhakı destekleyebilir. Kudüs İsrail’in başkenti olarak tanınır. Mescid-i Aksa Müslümanların elinden alınabilir. Hatta cami statüsüne son verilebilir.

Avrupa, Amerika, Rusya ve tüm Hıristiyan ülkelerdeki İslam mabetleri / camiler kapatılabilir.

Batı’da Müslümanlara ve camilere yönelik saldırılar hızla artar ve kontrolden çıkabilir.

İslam düşmanlığı modern dünyada emsali görülmemiş bir şekilde yükselir.

O halde soralım; tüm bu olası tehditlere ve olası yakıcı sonuçlara karşın Türkiye Cumhuriyeti’ni yöneten mevcut siyasi irade, Ayasofya’yı müze statüsünden çıkarıp camiye çevirebilir mi?

Tek sözcükle ve kesin olarak yanıt verelim: HAYIR!

Peki, o halde neden bu konu, Türkiye siyasetinin gündemine taşınmak isteniyor?

Bunun da yanıtı herkesçe malum…

Siyasi ve ekonomik nedenlerden ötürü yitirilen yahut azalan halk desteğini yeniden kazanabilmek ve sorunların üzerini cami örtüsüyle örtebilmek için “Ayasofya ile aldatmak” kartı masaya sürülmek isteniyor.

Aldanmamak gerek!

Yazımızın sonunda her ne kadar söylemek zait olsa da İstanbul’da namaz kılmak için bütün Müslümanlara yetecek kadar caminin mevcut olduğunu belirtelim. Dolayısıyla bu manada Ayasofya’ya ihtiyaç yok. Lakin konunun özünün bu olmadığı zaten biliniyor. Bazı çevreler Ayasofya meselesine bir hükümranlık meselesi ve aynı zamanda simgesel manevi önem açısından bakıyor. Lakin modern dünyada artık böylesi bir zihin yapısına yer yok. 

Herkes başkasının dinsel, tarihsel ve kültürel değerlerine azami saygıyı göstermeli, evrensel barışa giden yolda din ve inançların takoz olmasına fırsat verilmemelidir.

 

CEMİL KILIÇ

Yorumlar (0)
Ad Soyad * Güvenlik *
Diğer Makaleler Tümü
AYASOFYA'DA KILINACAK NAMAZ NEDEN KABUL OLMAZ?

Cemil Kılıç yazdı 23.07.2020 10:32:11

AYASOFYA'DA KILINACAK NAMAZ NEDEN KABUL OLMAZ?

Gerçek müminler, Kur’an’ın abidevi ifadesiyle; “Kınayanın kınamasından korkmadan…” (Sofra Bölümü 54. Söz / Maide Suresi

İSLAM VE ENSEST TÜREYİŞ ANLATISINA İLİŞKİN

Cemil Kılıç yazdı 30.05.2020 12:05:18

İSLAM VE ENSEST TÜREYİŞ ANLATISINA İLİŞKİN

Egemen İslam inancı, muhalif ve Muhammedî İslam inancının tersine insanların çoğalmasını kardeşler arası gerçekleştirile

CAMİ VE SİYASET Kitabı Camiye ve Dine Bakışınızı Değiştirecek!

Cemil Kılıç yazdı 19.03.2020 10:30:50

CAMİ VE SİYASET Kitabı Camiye ve Dine Bakışınızı Değiştirecek!

“Cami ve Siyaset” adını verdiğimiz bu kitabımız bundan önce yayımlanan “İslam Bu / Muhammedî İslam” adlı kitabımızla, “İ

Kur’an İle Aldatmanın “Ulu’l- Emre İtaat” Boyutu

Cemil Kılıç yazdı 29.01.2020 20:48:23

Kur’an İle Aldatmanın “Ulu’l- Emre İtaat” Boyutu

Eleştiri, hesap sorma ve itirazın ihanet yaftasıyla yaftalandığı bir dönemdeyiz. Bu durum aslında yeni değil. İslam tar

TELE1 TV'DE İZLENCEMİZ SÜRÜYOR!

Cemil Kılıç yazdı 21.12.2019 21:48:25

TELE1 TV'DE İZLENCEMİZ SÜRÜYOR!

Her hafta Pazar akşamı saat 20.00'da TELE1 ekranlarındayım...

Müşrik Emevî Namazına Karşı Muhammedî Namaz!

Cemil Kılıç yazdı 11.10.2019 19:32:05

Müşrik Emevî Namazına Karşı Muhammedî Namaz!

Biz yine ısrarla belirtiyoruz ki namazda Kur’an’ın en devrimci, en sarsıcı, en başkaldırıcı sözleri / ayetleri okunmalı

MEB, Salı Günü Beni Kamudan İhraç ediyor!

Cemil Kılıç yazdı 15.09.2019 23:09:20

MEB, Salı Günü Beni Kamudan İhraç ediyor!

Hakkımda yürütülen soruşturmalarla önce iki kez Kademe İlerlemesinin Durdurulması cezası ile tecziye edildim. Ardından b

677 SAYILI YASA GEREĞİ TARİKAT VE CEMAATLERİN KÖKÜ KAZINMALI

Cemil Kılıç yazdı 15.08.2019 14:23:14

677 SAYILI YASA GEREĞİ TARİKAT VE CEMAATLERİN KÖKÜ KAZINMALI

Bugünlerde Türkiye’deki cemaat ve tarikatlar hakkında sıkça haberler yapılıyor. Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından haz

KUR'AN İLE ALDATMAK Kitabımıza İlişkin Birkaç Söz

Cemil Kılıç yazdı 7.07.2019 22:56:30

KUR'AN İLE ALDATMAK Kitabımıza İlişkin Birkaç Söz

“İslam’a Kurulan Pusu: Kur’an İle Aldatmak” adını verdiğimiz bu kitap, İslam görüntüsü altında İslam’a karşı yürütülen i

KUR'AN İLE ALDATMAK kitabımız çıktı!

Cemil Kılıç yazdı 13.06.2019 11:47:59

KUR'AN İLE ALDATMAK kitabımız çıktı!

Kitabımızın tam adı: İSLAM'A KURULAN PUSU; KUR'AN İLE ALDATMAK... Yayınevi; KIRMIZI KEDİ...