Cemil KILIÇ - İlahiyatçı Yazar - Muhammedî İslam'ın Tebliğcisi

Kur’an’da Adalet Kavramı ve Adalet Yürüyüşü

Kur’an’ın en temel kavramlarından biri de adalet kavramıdır. Nitekim...

Bu içerik 20 Haziran 2017 23:28 tarihinde eklendi ve 2.161 kez okundu
Kur’an’da Adalet Kavramı ve Adalet Yürüyüşü

Kur’an’da Adalet Kavramı ve Adalet Yürüyüşü

Kur’an’ın en temel kavramlarından biri de adalet kavramıdır. Nitekim adalet anlamına gelen Arapça “adl” sözcüğü türevleriyle birlikte Kur’an’da 30 dan fazla yerde geçmektedir. Aynı şekilde denge ve orta yolu izleme anlamına gelen itidal sözü de “adl” sözünden türemedir.

Türkçede kullandığımız adalet sözcüğüne de kök olan adl sözü Kur’an terminolojisinde zulmün karşıtı bir kavram olarak yer almaktadır. Gerçek şu ki, adaletin olmadığı yerde zulüm vardır. Zulmün her çeşidi adaletsizlik, adaletsizliğin her hali de zulümdür.

Bundan dolayıdır ki, Kur’an’ın ifadesiyle; Allah daima adalet üzere iş yapar ve peygamber de adalet üzere olmakla emrolunmuştur.

Bu noktada  Danışma Bölümü / Şura Suresi 15. Ayete bakalım:

“... Bana aranızda adaletle hükmetmek emredildi...”

Aynı şekilde Bal Arısı Bölümü / Nahl Suresi 90. Ayete de bakalım:

“Şu bir gerçek ki, Allah size adaleti ve iyilik yapmayı emreder...”

Hz. Muhammed’den nakledilen bir hadiste onun şöyle dediği bildiriliyor:

“Haksızlık yani adaletsizlik karşısında susan dilsiz şeytandır.”

Hz. Peygamberin bu sözünün kaynağı aslında Kur’an’ın Kadınlar Bölümü / Nisa Suresi 135. Ayetidir. Ayette çok çarpıcı bir biçimde şöyle denilmektedir:

“Ey inananlar, kendiniz, ana babanız ve yakınlarınız aleyhine bile olsa Allah için tanık olarak adaleti gözetin. Tanıklık ettiğiniz kişiler ister zengin, ister yoksul olsun, Allah onlara daha yakındır. Öyleyse canınızın arzusuna uyarak adaletten sapmayın. Eğer dilinizi eğip büker ya da yüz çevirirseniz bilin ki, Allah’ın, yaptıklarınızdan elbette ki haberi olacaktır.”

Evet, kendi aleyhimize bile olsa adaletten sapmamak müminler için bir Kur’an buyruğudur.

Kur’an’a göre adaletten sapmanın hiçbir bahanesi ve gerekçesi olamaz. Bundan dolayıdır ki, Kur’an, bütün müminlerin her hal ve şart altında adaleti korumalarını yani “adl” denilen kavrama uygun davranmalarını ister. Öyle ki, adaleti gözetirken insanların yakınımız oluşu dahi, yumuşatıcı ve ödün verici bir unsur olarak kabul edilmemelidir.

Hatta düşmanımıza karşı bile adaletten asla ayırlmamamız gerektiği kesin ve keskin bir ilke olarak Kur’an’daki yerini almaktadır.

Kur’an’ın adalet konsundaki bu görkemli tutumu, Sofra Bölümü / Maide Suresi 8. Ayette şu şekilde ifade edilmektedir:

“Ey inananlar, Allah için adaletle tanıklık edenler olun! Bir topluluğa karşı duyduğunuz kin, sizi adaletten saptırmasın. Adil davranın. Korunup sakınma haline uygun olan budur. Allah’tan sakının. Çünkü Allah, yaptıklarınızdan haberi olandır.”

Evet; Kur’an diyor ki, kin duyduğunuz topluluğa karşı bile adaletten ayrılmayın! Ama bugün ülkemizin siyasi erkine egemen olan sözde dindar ve muhafazakar siyasal hareket, her fırsatta İslam’ı ve Kur’an’ı refere ettiğini söylese de adalet konusunda, gerçekte İslam öncesinin Bedevi müşrik Arapları gibi davranıyor. Fakat Emeviler gibi bunu İslamî bir kılıfla gizlemeyi de son derece usta bir biçimde başarıyor.

Gerçek şu ki, İslam’ın en temel ilkesi olan adalet ilkesini ayaklar altına alma konusunda en pervasız ve utanmaz tavrı Emeviler sergilemişler ve hatta bunu sözde İslamî bir zemine dayandırarak doktrin haline getirmişlerdir.

Emeviler, yönetimleri süresince yaşanan bütün adaletsizlikleri doğrudan doğruya Allah’a fatura edip bunu kader inancıyla ikame etme yoluna gitmişlerdir. Buna göre halkın adaletsizlik ve zulüm olarak gördüğü her şeyi “Allah’ın takdiri” diyerek kadere bağlamışlar ve neredeyse zulme ve adaletsizliğe isyanı dine ve Allah’a başkaldırı olarak göstermişlerdir. Emevilerin başlattığı bu zelil ve rezil yolu sonraki devirlerlerde de sürdürenler oldu. Hatta İslam tarihinin büyük bir bölümüne bu çirkin ve din karşıtı zihniyet damga vurdu. 

Emevi sultanları kendilerini “Halifetullah ve Allah’ın yeryüzündeki gölgesi” olarak takdim etmişler, her türlü itirazı da fitne ve din düşmanlığı diye yaftalamışlardır.

Heyhat; bugün de adalet isteyenleri, fitne çıkarmakla, dış müdahale çağrısı yapmakla ve dinsizlikle itham edebilenler var. Aslında böyleleri Emevilerin; Muaviye ve Yezit’in ideolojik torunu olmayı seçen münafıklardır.

CHP lideri Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun adalet yürüyüşünü bu çerçevede düşünüyor ve yazılıp çizilenleri ibretle takip ediyorum.  Adalet yürüyüşüne muhalefet eden kafaları anlamak mümkün değil. Adalet talebinden kim rahatsız olur? Kuşku yok ki adaletsizliği yol tutanlardan başkası böylesi bir talepten rahatsızlık duymaz.

İşte Kur’an ayetleri, işte İslamî hükümler...

Ve işte adaletsizliği yol edinen Emevi tavrı; Muaviye tavrı, Yezit tavrı...

Öte yandan Sayın Kılıçdaroğlu’nun adalet yürüyüşünü bazı tarihsel hadiselere benzetenler oldu. Söz gelimi; Odatv, Gandi’nin meşhur tuz yürüyüşünü hatırlatarak adalet yürüyüşünü, analojik bir yaklaşımla haberleştirdi. Kanımca son derece yerinde bir benzetmeydi.

Ben bu benzetmelere bir yenisini eklemek istiyorum.

Kılıçdaroğlu’nun yürüyüşü bana Hz. Hüseyin’in Medine’den Kerbela’ya yürüyüşünü hatırlattı.

Bilindiği üzere Hz. Muhammed’in torunu Hz. Hüseyin, Emevi sultanı Yezit’in zulmüne karşı bir kafileyle Kufe’ye doğru harekete geçmişti.

Kılıçdaroğlu’nun yürüyüşü ile Hz. Hüseyin’in hareketi arasında inanılmaz benzerlikler var.

En başta, bazı yakınları tarafından Hz. Hüseyin’e karşı yapılan muhalefet ile Kılıçdaroğlu’na yönelik sol cenahtaki eleştiriler çok benziyor.

İmam Hüseyin’e de yapma dediler, bu işten bir şey çıkmaz dediler. Hatta Hz. Hüseyin’i ağır bir biçimde kınayan yakınları vardı. Kılıçdaroğlu’nun da bazı yakınları (Sözgelimi kardeşi) onu ağır biçimde protesto ediyor.

Ama gerçek şu ki, her iki harekette de zulme ve adaletsizliğe isyan var.

Her ikisinde de kararlılık ve çile var.

Her iki hareket de muktedirler tarafından fitne çıkarmakla itham edildi, ediliyor.

Her iki hareket de dış güçlerle işbirliği suçlamasına maruz kaldı, kalıyor.

Bu arada hemen belirtelim ki Yezit ve taraftarları Hz. Hüseyin’i Kufe’ye gitmek suretiyle bir taraftan İranlı, bir taraftan da Türkistanlı olan eşi Şehribanu üzerinden İran ve Türkistan’la ittifak yapmakla yani deyim yerindeyse dış güçlerden yardım istemekle suçlamışlardı. Oysa gerçek başkaydı. Gerçek yalnızca zulme isyan ve adaleti savunmaktı.

Aynı şekilde şimdi de Sayın Kılıçdaroğlu’nun masum ve haklı yürüyüşünü nerdeyse dış güçlerle ittifak suçlamasıyla karalamak istiyorlar. Oysa dış güçlerin yaklaşık 15 yıldır kiminle ittifak yaptığı apaçık ortada... Kaldı ki bugünkü siyasi iktidarın elitleri de evvelce Türkiye’yi başta AİHM olmak üzere pekçok “dış güce” şikayet etmişlerdi.

Her ne denirse densin Kılıçdaroğlu’na yönelik başka konulardaki eleştiriler bir yana, bu yürüyüş masum ve son derece haklı bir yürüyüştür.

Peki sonuç getirir mi?

Bence bunun yanıtı üzerinde fazla durmaya gerek yok. Zira diyalektik materyalist tarih anlayışı çerçevesinde düşünürsek hiçbir zulüm ebedi olarak devam edemez. Gün gelir ve elbet devran döner.

Dahası Kur’an’ın şu görkemli ayeti ( Şairler Bölümü / Şuara Suresi 227. Ayet)  muhakkak tecelli eder:

“... Zalimler nasıl bir devrimle devrileceklerini yakında bileceklerdir!”

 

CEMİL KILIÇ

İLAHİYATÇI YAZAR   

Yorumlar (0)
Ad Soyad * Güvenlik *
Diğer Makaleler Tümü
Müşrik Emevî Namazına Karşı Muhammedî Namaz!

Cemil Kılıç yazdı 11.10.2019 19:32:05

Müşrik Emevî Namazına Karşı Muhammedî Namaz!

Biz yine ısrarla belirtiyoruz ki namazda Kur’an’ın en devrimci, en sarsıcı, en başkaldırıcı sözleri / ayetleri okunmalı

MEB, Salı Günü Beni Kamudan İhraç ediyor!

Cemil Kılıç yazdı 15.9.2019 23:09:20

MEB, Salı Günü Beni Kamudan İhraç ediyor!

Hakkımda yürütülen soruşturmalarla önce iki kez Kademe İlerlemesinin Durdurulması cezası ile tecziye edildim. Ardından b

677 SAYILI YASA GEREĞİ TARİKAT VE CEMAATLERİN KÖKÜ KAZINMALI

Cemil Kılıç yazdı 15.8.2019 14:23:14

677 SAYILI YASA GEREĞİ TARİKAT VE CEMAATLERİN KÖKÜ KAZINMALI

Bugünlerde Türkiye’deki cemaat ve tarikatlar hakkında sıkça haberler yapılıyor. Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından haz

KUR'AN İLE ALDATMAK Kitabımıza İlişkin Birkaç Söz

Cemil Kılıç yazdı 7.7.2019 22:56:30

KUR'AN İLE ALDATMAK Kitabımıza İlişkin Birkaç Söz

“İslam’a Kurulan Pusu: Kur’an İle Aldatmak” adını verdiğimiz bu kitap, İslam görüntüsü altında İslam’a karşı yürütülen i

KUR'AN İLE ALDATMAK kitabımız çıktı!

Cemil Kılıç yazdı 13.6.2019 11:47:59

KUR'AN İLE ALDATMAK kitabımız çıktı!

Kitabımızın tam adı: İSLAM'A KURULAN PUSU; KUR'AN İLE ALDATMAK... Yayınevi; KIRMIZI KEDİ...

31 Mart Seçimleri ve Kültürel Müslümanlık

Cemil Kılıç yazdı 20.4.2019 10:38:40

31 Mart Seçimleri ve Kültürel Müslümanlık

Gerçek şu ki 31 Mart seçimlerinde dinsel değerlerin istismarı sanılandan da daha çok etkili oldu. Kitleler ekonomik kriz

ŞEYTANIN EVLİYASI

Cemil Kılıç yazdı 17.4.2019 10:52:25

ŞEYTANIN EVLİYASI

Evliya denildiğinde Türkçede hemen akla olumlu bir mana gelir. Hatta evliya olmak herkesin harcı değildir, şeklinde bir

İSLAM'A KURULAN PUSU

Cemil Kılıç yazdı 19.3.2019 21:38:50

İSLAM'A KURULAN PUSU

İslam Hakk’ın son dinidir. İslam; adalet, barış ve kardeşlik dinidir. İslam; iyiliği egemen kılma ve kötülükle tavizsiz

DAYANIŞMA GECESİ...

Cemil Kılıç yazdı 5.3.2019 12:43:58

DAYANIŞMA GECESİ...

İSTANBUL EĞİTİM İŞ 3 NOLU ŞUBEDEN ÇAĞRI... "Dayanışma ve Moral Gecemize Davetlisiniz. " Akit' in hedef göstermesi i

KUR'AN OKUYAN KİŞİ NE KAZANIR?

Cemil Kılıç yazdı 2.3.2019 13:29:19

KUR'AN OKUYAN KİŞİ NE KAZANIR?

Kur’an okuyan kişi her şeyden önce din adına ahkâm kesen sözde ulemanın dinsel bilgi üzerine kurduğu tekeli parçalar. Di