Cemil Kılıç

Anasayfa Kimdir? Makaleler Kitaplar Haberler Galeriler Videolar İletişim FacebookTwitter
ŞEYTANIN EVLİYASI

ŞEYTANIN EVLİYASI

Cemil KILIÇ - İlahiyatçı Yazar 17 Nisan 2019 10:52

Evliya denildiğinde Türkçede hemen akla olumlu bir mana gelir. Hatta evliya olmak herkesin harcı değildir, şeklinde bir inanış vardır. Ancak birilerinin evliya gördüğünü bazıları eşkıya görebilir. Yani evliya olmak da topluluktan topluluğa değişir.

Facebook Twitter Google

Kur’an İle Aldatanların Niteliği: Şeytan Evliyası Olmak!

Evliya denildiğinde Türkçede hemen akla olumlu bir mana gelir. Hatta evliya olmak herkesin harcı değildir, şeklinde bir inanış vardır. Ancak birilerinin evliya gördüğünü bazıları eşkıya görebilir. Yani evliya olmak da topluluktan topluluğa değişir.

Bu inanışa göre evliya olan kimse sıradan insanlar gibi değildir. Onda birtakım üstün nitelikler vardır. Hatta o çeşitli kerametleri olan bir kimsedir. Ondan asla kötülük sadır olmaz. O hep iyiliklerin failidir. Ondan medet dilenir, yardım istenir ve kendisine sonsuz güven duyulur. Oysa işin aslı böyle değildir. Evliya her zaman olumlu mana taşımadığı gibi burada anlattığımız biçimiyle bir evliya inancı da Kur’anî temelden yoksundur.

Evliya sözü Türkçede tekil anlamda kullanılsa da aslında çoğul bir sözcüktür. Arapça veli sözcüğünün çoğuludur. Veli sözcüğü ise dost anlamına geliyor. Evliya sözü bu bağlamda “dostlar” manasını taşıyor.

Din dilinde evliya sözü “Allah’ın dostları” anlamında kullanılıyor. Ancak bir de şeytanın dostları var. İşte onlara “Şeytanın Evliyası” diyoruz. 

Kur’an’da Allah’ın dostları ve Allah’tan yana olanlar; “Hizbullah” olarak nitelenirken şeytandan yana olup ona dostluk edenler ise “Hizbuşşeytan” biçiminde nitelenir.

Hizb, topluluk, grup, parti, ekip gibi anlamlara gelir. Bu mana itibarıyla hizbullah; Allah’ın topluluğu, hizbuşşeytan ise şeytanın topluluğu demektir.

Şeytan, kötülüğün simgesidir. Aslında o kötücül duyguların kuvveden fiile geçmiş halini sembolize eder. Her kim ki içindeki kötücül duygularla hareket ederse şeytanın dostu olur. Ona askerlik yapar.

İçindeki kötücül duyguları kuvveden fiile geçiren insanlar Kur’an’da  “şeytanın evliyası”, “şeytanın orduları” veya “şeytanın hizbi” diye zikredilir.

Bu evliya yahut ordular ya da hizip, Kur’an ile aldatmanın öncüleri ve uygulayıcıları olma vasfını taşırlar. Bunlar çoğu kere suret-i hak görünümündedirler. Lakin görünümün ardına saklanmış olan gerçek, şerre yani kötülüğe hizmetkârlıktır.

Kur’an’da, Ara Yer Bölümü 27 ve 30. Sözlerde şeytana dost olanlar yahut şeytanın kendilerine dost olduğu kimselerden bahsedilir.

Şeytan evliyası, insanlara korku aşılamaya gayret eder. Bütün propagandası korku üzerinedir. İnsanları cehennemle korkutur. Sanki birer ahiret müfettişi gibidirler. Başlarına çöktükleri insanları korkutup bastırır ve tek çıkış yolu olarak da kendilerini gösterirler. Cehennemden kurtuluş yolu onlara itaat ve biat etmektir. Onlar işte böylece kitleleri sömürüp soyma şeytanlığını pervasızca icra ederler. 

Kur’an’da bir de şeytanın orduları tabiri vardır. Bu tabire Şairler Bölümü 95. Sözde rastlıyoruz.

Tabirin özgün halinde “İblis’in orduları” ifadesini görüyoruz.

Sözde Allah yolunda cihat için kurulmuş bir takım silahlı örgütler, kendilerini Allah’ın ordusu gibi niteleseler de çoğu kere kan, zulüm ve gözyaşından başka bir sonuç ortaya koyamamaktadırlar. Aynı zamanda onların, daima emperyalist orduların güdümünde hareket etmek gibi bir tenakuza düştükleri, ibretle gözlemlediğimiz hadiseler arasındadır.

Şeytanın silahlı orduları aslında emperyalist ülkelerin ordularıdır. Bunu sadece aktüel anlamda söylemekle yetinemeyiz. Türkistan’a saldıran Emevi Arap orduları da şeytanın istilacı ordularındandır.

Gerçek şu ki, Kuteybe’nin Horasan’da gerçekleştirdiği katliamlar, yakıp yıktığı Türk şehirleri ve katlettiği yüz binlerce insan, Türkistan’a yönelik harekâtın birilerinin iddia ettiği gibi bir fetih hareketi değil doğrudan doğruya zulüm ve istila hareketi olduğunu ortaya koymaktadır.

Tarihin gördüğü en büyük ve en zalim şeytan ordusu Emevi Arap ordularıdır. Zira o ordular, Kur’an ile aldatanların ordularıdır. İslam’ı yaymak, Kur’an’ı hâkim kılmak gibi bir iddia ile girişilen istila hareketi Türksitan’a zulüm, kan ve gözyaşından başka bir şey getirmiş değildir.

Şeytana hizmet eden Emevi ordusunun zaten Kerbela’da nasıl bir katliama imza attığını hepimiz tarihen biliyoruz. Hazreti Peygamber’in en yakınlarını, başta Hazreti Hüseyin olmak üzere katleden o askerler, şeytan ordusunun askerleri değil midir?

Hüzünle ifade edelim ki, bugün Türkiye’de Emevi övgüsü yapanlar da şeytanın ordularına hizmet eden şeytan evliyası zümresindendirler. Onlar kendi atalarına ihanet edenler, babasını reddeden ve nesebi gayri sahihler olarak muamele görmesi gerekenlerdir.

Öte yandan yine Kur’an’da, evvelce de belirttiğimiz üzere “hizbuşşeytan” ifadesi de vardır. Bu ifade şeytanın dostlarını belirtmek için kullanılan ifadelerdendir. Şeytanın yandaşları anlamına gelen bu ifadeye Mücadele Bölümü 19. Sözde denk geliyoruz.

Şöyle deniliyor:

“Şeytan onları etkisi altına aldı da Allah’ı anmayı onlara unutturdu. İşte onlar şeytanın yandaşlarıdır. İyi bilin ki şeytanın yandaşları her zaman kayıpta olacaklardır.”

Şeytanın yandaşları, insanları Kur’an’dan koparmak ister. Kur’an’ın herkesçe anlaşılabilir bir kitap olmadığını ileri sürerek onu anlamayı kendi tekellerine alırlar. Dahası halka Kur’an’ı tılsımlı sözler yığını imiş gibi anlatırlar. Böylece bir nevi Kur’an’ı unutturmak isterler. Bilelim ki, Kur’an’ın unutturulması demek, aslında insanları onu anlamaktan alıkoymak demektir.

Şeytanın yandaşları Kur’an’ı dillerinden hiç düşürmezler. İnsanları eğip büktükleri sözlerle / ayetlerle etkilemeye çalışırlar. Çeşitli gırtlak şovlarıyla Arapça özgün biçimini okudukları Kur’an sözlerini Türkçeye kendi anlayışları doğrultusunda yozlaştırarak aktarırlar.

İşte bunlar, Kur’an’a dost görünerek düşmanlık edenlerdir. Şerleri çetindir, fark edilmesi zordur, büyük sağgörü isteyen bir iştir. Bu sağgörüyü kuşanıp mücadeleye başlamak da tehlikelerle doludur. O tehlikeleri göğüslemek ve gerçek anlamda Allah için mücadele etmek hakiki mümin olmanın temel vasıfları arasındadır.

 CEMİL KILIÇ

İLAHİYATÇI YAZAR 

cemil+kılıç cemil+kılıç+yazıları cemil+kılıç+makaleleri ilahiyatçı+yazar

Yorumlar (0)

Diğer Makaleler

Çok Okunanlar