Cemil KILIÇ - İlahiyatçı Yazar

Din Eğitimi Nasıl Olmalıdır?

Türkiye’nin en önemli sorunlarından biri eğitim, eğitimin en önemli sorunlarından biri de din öğretimi ve din eğitimidir. Mevcut din öğretimi ve din eğitiminin, son derece olumsuz sonuçlar doğurmakta olduğu görülmektedir.

Bu içerik 03 Ocak 2017 23:10 tarihinde eklendi.

İLAHİYATÇI YAZAR- CEMİL KILIÇ

Türkiye’nin en önemli sorunlarından biri eğitim, eğitimin en önemli sorunlarından biri de din öğretimi ve din eğitimidir. Mevcut din öğretimi ve din eğitiminin, son derece olumsuz sonuçlar doğurmakta olduğu görülmektedir.

Bilindiği üzere AKP’nin “dindar nesil” projesi, mevcut din öğretimi ve din eğitimine yön vermektedir. Ancak ortaya çıkan dindarlık, son derece sorunludur. Zira, mevcut dindarlık anlayışı, İslam’ın temel kaynaklarında anlatılan insan tipine uymuyor. İslam’ın egemen yorumu doğrultusunda inşa edilmiş bu dindarlık anlayışı, büyük toplumsal, siyasal ve ekonomik sorunlara yol açmaktadır.

Buna karşın, din öğretimi ve din eğitimi konusuna cepheden olumsuzlamacı bir dille yaklaşılmamalıdır. Zira ne kadar zararlı sonuçları olsa da mevcut dindarlık anlayışının egemen olduğu din öğretimi ve din eğitiminin Türkiye’de çok geniş bir taraftar kitlesi vardır. Bu sebeple yol açtığı sorunlar göz önünde bulundurulup kavramın içeriği, dinsel kaynaklar yeniden ve farklı bir okumaya tabi tutularak tekrar üretilmelidir. Yeni bir içerikle üretilen bu dindarlık anlayışı da din öğretimi ve din eğitimine egemen kılınmalıdır.


Ayrıca yeni dindarlık anlayışının gerçek dini / gerçek İslam’ı temel alan bir insan tipini temsil ettiği çok güçlü ve kararlı bir biçimde vurgulanmalıdır. Yeni dindarlık anlayışının üretimi konusunda, çağdaş, laik ve aydın ilahiyatçıların birikimlerinden yararlanılmalı, bu proje yine sosyal demokrat din bilginlerince yürütülmelidir.


Yeni dindarlık anlayışı kanımca şu çerçevede inşa edilmelidir;

1- Allah tasavvuru mündemiç / içkin olmalıdır. Zira egemen ve mevcut dindarlık anlayışı, Allah inancını, varlıklar dünyasının dışında müteal / transandantal / aşkın bir Tanrı düşüncesine dayandırmaktadır. Aşkın Allah inancı; insandan, doğadan, yaşamdan ayrı bir Allah tasavvurunu içermektedir. Bu nedenle yeni dindarlık anlayışı, Kur’an ayetlerine dayanarak evrende mündemiç yani içkin bir Allah inancı zemininde inşa edilmelidir. Allah; evrenden, doğadan ve insandan ayrı değildir. Zira Kur’an’ın Kaf Suresi 16. ayetinde; “Allah’ın insana şah damarından bile daha yakın olduğu” belirtiliyor. Bu anlayış, aynı zamanda Hallac-ı Mansur’un “Ene’l-Hak” düşüncesini yansıtmaktadır.

İçkin Allah inancı, “Allah ile aldatma” yolunu tıkayacak bir anlayıştır. Zira aşkın Allah tasavvuru zemininde insanla Allah arasına giren ve insanları sözde Allah’a ulaştırdığını iddia eden bir takım şeyhlerin ve hoca efendilerin istismar kapısı büyük ölçüde kapanacaktır. Mümin Allah’ı kendi içinde hissedecek, ona ulaşmak için bir aracıya gereksinim duymayacaktır. Bu, Allah ile insan arasındaki ilişkiyi dikey değil yatay bir biçimde yeryüzünde kuran bir anlayıştır. Allah’ı sevgi, barış, mutluluk, huzur ve esenlik kaynağı olarak gören yeni dindarlık anlayışı, egemen, baskıcı, cezalandrıcı Allah tasavvurunu tasfiye edecektir.

 

2- Bilgi inancın önünde olmalıdır. Mevcut dindarlık anlayışı “Nasıl bilebilirim?” sorusunun karşısında imanı bilginin vesilesi görmektedir. Oysa Kur’an’da akla ve düşünceye büyük vurgu yapılmakta, “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” denilerek bilginin gücü ortaya konulmaktadır. Bu sebeple akılcılık yeni dindarlık anlayışının olmazsa olmaz bir öğesi olarak güçlendirilmelidir.

 

3- Dinsel sorumlulukla özgürlük arasındaki ilişkiyi ezelî takdire dayalı bir kader ve tevekkül anlayışı üzerinden anlamsızlaştıran, özgür iradeyi ve insanın fiillerindeki belirleyiciliğini yok eden mevcut cebrî dindarlık anlayışı terkedilmeli, insanın özgürlüğünü dinsel sorumluluğunun kaçınılmaz gereği olarak gören ve insanın fiillerini bizzat kendisine isnat eden bir dindarlık düşüncesi, Maturudî ve Mutezile inancının mirasından da yararlanılarak güncellenmelidir. Mevcut dindarlık anlayışındaki kader ve tevekkül inancı insanların içinde bulundukları siyasal, sosyal, ekonomik ve başkaca her çeşit olumsuzluğu Allah’ın ezelî takdiri olarak kabul edip içselleştirmelerine yol açmakta, itiraz, protesto ve şikayet bilincini yok etmektedir. Böylece yoksul yoksulluğunu, ezilen ezilmişliğini kadere bağlamakta, boyun eğmeyi Allah’a inancının ve O’na itaatinin bir gereği olarak görmektedir. Bu dindarlık anlayışı devam ettiği sürece sömürülenin sömürene itiraz etmesini beklemek olanaksızdır.

 

4- İnsanların karşı karşıya kaldıkları mahrumiyetleri, ahiret inancı çerçevesinde inşa edilmiş olan teselli ideolojisi ile süreklileştiren mevcut dindarlık anlayışı yerine, ahiret inancının sadece uhrevi / eskatolojik bir beklenti içermediğini, bu inancın aynı zamanda insanların ve toplumların bu dünyadaki daha iyi bir gelecek idealini de kapsadığını ortaya koyan dünyevi dindarlık anlayışı, yeni dindarlık düşüncesinde çok güçlü bir biçimde yer almalıdır.

Bununla ilintili olarak; alemin yani varlığın fani / geçici olduğunu telkin eden dinsel anlayış yerine İbni Rüşd ve diğer bazı İslam filozoflarının da işaret ettiği şekilde Allah’ın ebediliği inancının aslında alemin de ebediliğini ihtiva ettiğini öne çıkaran bir dinsel düşünce ikame edilmelidir. Böylece dünya yaşamının geçici / fani oluşu zemininde üretilen dünyanın değersizliği düşüncesi yıkılmalı, hayatın çok değerli olduğu fikri takviye edilmelidir. Ahiret lehine bozulan dünya – ahiret dengesi dünya lehine olacak şekilde yeniden kurgulanmalıdır.

 

5- Yeni dindarlık anlayışı; ceberrut değil güleryüzlü, ayrıştırıcı değil birleştirici, serveti ve zenginliği değil emeği önceleyen, egemenlerin değil ezilenlerin yanında, baskıcı değil özgürlükçü, adaleti ve barışı herşeyden önemli gören, ibadetleri / ritüelleriyle değil ahlaki ilkeleriyle öne çıkan bir din yorumuna dayanmalıdır.

Her türlü hak arayışını fitne etiketiyle damgalayan mevcut dindarlık anlayışı sorgulanmalı ve yıkılmalıdır.

Yeni dindarlık anlayışı, din öğretimi ve din eğitiminin temelini oluşturmalı, bu anlayış öğretim programına ve müfredata hakim olmalıdır. Bu, bir anda yapılamasa bile bir süreç dahilinde mevcut müfredata dahil edilmeli, en azından öğrencilerin zihnindeki tek tip dindarlık anlayışı sarsılmalı, başka türlü bir dindarlığın da mümkün olduğu fikri işlenmelidir. Dinsel alanda doğrunun tek olmadığı, birden fazla doğrunun olabileceği düşüncesi öğrencilerin dini ve dindarlık anlayışlarını sorgulamalarına yol açacak, bu da kendiliğinden laik eğitim ve seküler yaşamı güçlendirecektir.

Spesifik Bazı Sorunlara Çözüm Önerilerim

- AKP’nin “dindar nesiller yetiştireceğiz!” sloganına karşı, muhafazakâr seçmen yapısını dikkate alarak “inançlı ve ahlaklı nesiller yetiştireceğiz!” söylemi gündeme taşınabilir. İnanç ve ahlak, dinden ve dindarlıktan daha geniş kapsamı olan ve görece laik toplumsal kesimlerle muhafazakâr seçmeni buluşturma potansiyeli barındıran kavramlardır.

- Sayıları hızla çoğaltılan İmam Hatip Ortaokulları (İHO) ve İmam Hatip Liselerinin (İHL) varlığına yahut sayılarının hızla artmasına karşı çıkmak yerine bir alternatif üretilmelidir. Buna göre; İHO ve İHL’lerinin imam yetiştiren bir meslek okulu olmadığı, imam olması mümkün olmayan kız öğrencilerin yüksek sayıdaki varlığı da dikkate alınarak bu okulların, dinî eğitim ihtiyaç ve talebini gidermek için ilgiye mazhar oldukları görülmelidir. Bu nedenle İHO ve İHL’ler yeniden yapılandırılmalı, adları; İnaç ve Ahlak Ortaokulları (İAO) ile İnanç ve Ahlak Liseleri (İAL) şeklinde değiştirilmelidir. Ders müfredatları; bütün dinleri, bütün mezhepleri ve mezhep içi yorum farklılıklarını da içerecek biçimde, fakat dinden ziyade ahlakî ve felsefî bir 
eğitimi önceleyecek tarzda oluşturulmalıdır.

- İmam ve müezzin ihtiyacı için de lise düzeyinde değil üniversite bünyesinde “Din Görevlisi Yüksek Okulları” açılmalıdır. 

- İlahiyat Fakülteleri yeniden yapılandırılıp felsefî derslerin ağırlıkta olduğu Teoloji Fakültelerine çevirilmelidir.

- Ortaokul ve liselerdeki Seçmeli Temel Dinî Bilgiler ve Hz. Muhammed’in Hayatı adlı derslerin müfredatı yukarıda ifade ettiğim yeni dindarlık anlayışı çerçvesinde yeniden oluşturulmalıdır. Seçmeli Kur’an – ı Kerim dersleri, meal ve basit tefsir metinlerini de içerecek şekilde yeniden düzenlenmeli, böylece Kur’an’ı anlamadan okumak yerine anlamayı öne çıkaran bir anlayış ortaya konulmalıdır. Ortaokul ve liselerdeki seçmeli Kur’an-ı Kerim derslerinin varlığı KUR’AN KURSLARINA gerek bırakmamaktadır. Bu nedenle Kur’an Kursları kapatılmalı, bununla birlikte seçmeli Kur’an – ı Kerim derslerinin ders saati sayısı artırılmalıdır.

- Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersleri konusunda AİHM’in verdiği kararların uygulanması için hükümet üzerinde siyasi ve toplumsal baskı uygulanmalıdır. Ayrıca gerek Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersleri, gerekse seçmeli Temel Dinî Bilgiler, Hz. Muhammed’in Hayatı ve Kur’an- ı Kerim dersleri sınavsız ve notsuz hale getirilmelidir. Böylece İslam’ın temel ilkelerinden biri olan “dinde zorlama yoktur” anlayışı din öğretimi ve din eğitimine egemen kılınmalıdır.

Sonuç olarak; yukarıdaki öneriler çerçevesinde Türkiye mevcut din eğitim ve öğretiminin doğurduğu sorunlarla boğuşmaktan kurtulmalıdır. Gerçek şu ki, din eğitim ve öğretimi en büyük toplumsal sorunumuz haline gelmiş bulunmaktadır. Bu nedenle sosyal demokrat düşünce kendi alternatif din eğitim ve öğretimi projesini gündeme taşımak zorundadır. Zira bu konuda nötr yahut negatif bir tutum takınmak reelpolitikle uyuşmamaktadır.

Geçmişin katı laik uygulamalarını bugün olduğu gibi savunmanın mümkün olmadığını görmek gerekiyor. Aksi halde sosyal demokrasi, git gide toplumsal tabanı eriyen bir siyasal hareket olarak siyasi arenadaki gücünü yitirmeye başlayacaktır. Eriyişi durdurmanın ve toplumsal desteği yükseltmenin en önemli unsurlarından birinin de din eğitimi ve öğretimi konusunda ortaya konacak özgün, çağdaş ve ilgi uyandıracak öneriler, projeler olduğu görülmelidir.

cemil+kılıç

cemil+kılıç+haberleri

DİĞER HABERLER

11.10.2019 19:32:05

Müşrik Emevî Namazına Karşı Muhammedî Namaz!

Biz yine ısrarla belirtiyoruz ki namazda Kur’an’ın en devrimci, en sarsıcı, en başkaldırıcı sözleri / ayetleri okunmalı ve namaz kılan her mümin her seferinde o sözlerin anlamıyla sarsılarak zalimlerin saptırdığı muharref İslam’a karşı devrimci Muhammedî İslam’ın ilkeleriyle yeniden donanmalıdır.

15.9.2019 23:09:20

MEB, Salı Günü Beni Kamudan İhraç ediyor!

Hakkımda yürütülen soruşturmalarla önce iki kez Kademe İlerlemesinin Durdurulması cezası ile tecziye edildim. Ardından bir kez daha aynı ceza ile tecziye edilerek fiilen ihraç edilme noktasına getirildim.

15.8.2019 14:23:14

677 SAYILI YASA GEREĞİ TARİKAT VE CEMAATLERİN KÖKÜ KAZINMALI

Bugünlerde Türkiye’deki cemaat ve tarikatlar hakkında sıkça haberler yapılıyor. Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından hazırlandığı ileri sürülen ve gizli olduğu söylenen bir rapordan hareketle tarikat ve cemaatlere ilişkin çeşitli değerlendirmeler, çözümlemeler, öneriler ve görüşler kamuoyunda bir hayli yer alıyor.

7.7.2019 22:56:30

KUR'AN İLE ALDATMAK Kitabımıza İlişkin Birkaç Söz

“İslam’a Kurulan Pusu: Kur’an İle Aldatmak” adını verdiğimiz bu kitap, İslam görüntüsü altında İslam’a karşı yürütülen ihanetlerin en azından bir kısmını deşifre etme amacıyla yazıldı. Kuşku yok ki bu alanda daha evvel yapılmış çok değerli çalışmalar var. Onlardan istifadeyle de gerçekleştirilen bu çalışmamız, son yıllarda yükselen dincilik hareketini, dinin temel değerlerini şaşmaz kıstas yaparak tahlil eden çalışmalardan biri olma hüviyetindedir.

13.6.2019 11:47:59

KUR'AN İLE ALDATMAK kitabımız çıktı!

Kitabımızın tam adı: İSLAM'A KURULAN PUSU; KUR'AN İLE ALDATMAK... Yayınevi; KIRMIZI KEDİ...

20.4.2019 10:38:40

31 Mart Seçimleri ve Kültürel Müslümanlık

Gerçek şu ki 31 Mart seçimlerinde dinsel değerlerin istismarı sanılandan da daha çok etkili oldu. Kitleler ekonomik krize karşı dinle uyutuldu. Allah ile aldatmanın, Kur’an ile kandırmanın son sürümü denilebilecek yol ve yöntemler insafsızca kullanıldı.

17.4.2019 10:52:25

ŞEYTANIN EVLİYASI

Evliya denildiğinde Türkçede hemen akla olumlu bir mana gelir. Hatta evliya olmak herkesin harcı değildir, şeklinde bir inanış vardır. Ancak birilerinin evliya gördüğünü bazıları eşkıya görebilir. Yani evliya olmak da topluluktan topluluğa değişir.

19.3.2019 21:38:50

İSLAM'A KURULAN PUSU

İslam Hakk’ın son dinidir. İslam; adalet, barış ve kardeşlik dinidir. İslam; iyiliği egemen kılma ve kötülükle tavizsiz mücadele etme dinidir. İslam; mazlumların, mağdurların, yoksulların dinidir. İslam, sevginin, saygının, dayanışmanın, birliğin dinidir.

5.3.2019 12:43:58

DAYANIŞMA GECESİ...

İSTANBUL EĞİTİM İŞ 3 NOLU ŞUBEDEN ÇAĞRI... "Dayanışma ve Moral Gecemize Davetlisiniz. " Akit' in hedef göstermesi ile açığa alınan İlahiyatçı - Din kültürü öğretmeni üyemiz "Cemil Kılıç 'a Destek ve Dayanışma" gecemizde Tiyatro sanatçısı Utku Erişik geceye özel "1923 Aşkıyla Ufka Doğru" oyununu sergileyecek, Eğitim İş Korosu şarkılarıyla sahnede olacak, Cemil Kılıç söyleşi yapacak ve kitaplarını imzalayacak. 15 Mart’ta Büyükçekmece AKM'de gerçekleştirilecek bu anlamlı geceye katılım ücretsiz olup katılacak üyelerimizin 05321380755 no’lu telefona bilgi vermesi gerekmektedir.

2.3.2019 13:29:19

KUR'AN OKUYAN KİŞİ NE KAZANIR?

Kur’an okuyan kişi her şeyden önce din adına ahkâm kesen sözde ulemanın dinsel bilgi üzerine kurduğu tekeli parçalar. Dinsel bilgiye doğrudan kendisi ulaşır. Böylece ulemanın eğip bükerek ve kendi süzgecinden geçirerek açıkladığı bilgilerin ham ve özgün haline vakıf olur. Bu da Kur’an’ın bir devrimci manifesto olarak oluşum tarihi ve zamanı çerçevesinde anlaşılıp yorumlanması gerçeğini zihinlere kazır. Bu kazıyış ruhbanlaşan ulema sınıfının egemenliğini de bir deprem gibi sarsıp yerle yeksan eder.